
Geç kalmadığımı umut ederek yazıyorum. Teşekkür etmiş miydim?
Ayakkabıların fotoğrafını çekip en başa koymak lazımdı. Fakat bu kadar pasta içerisinde sırıtabilirdi. Ben almayayım desemde siz buna inanmayın. Çünkü ayakkabıları katılacağım televizyon programı için aldım, yoksa nerede yürünür bu topuklularla.
Aslında bu yazı aylar öncesinden yazılmalıydı. Zira bende alakasız şeylerden bağlantı kurma özelliği olduğu için, yazamadım.
İş hayatında hep topuklu ayakkabılar giyen ve bir sürü ayakkabısı olan ben, eşimle tanışmaya başladığım ilk günden beri bu isteğim törpülenmeye kalkışılmıştır. Niye mi? Boşverin.
Mevzuu üzerine bir iki kelime edersem, bu yazı öyle bir yere gider ki, gitmesin iyisimi şimdilik burada kalsın.
Evlendik, kayınvalimdemler bir kaç gün bizde misafirler. Sabah işe uğurluyor bizi. Kadıncağaz ayakkabılarıma baktı, topukları ince ve yüksek zor yürürsün dedi. Başka bir gün kayınpederimle dışarı çıkıyoruz, yine şöyle bir ayakkabılarıma bakıp ayağına rahat birşeyler giyin istersen. Düşünüyorum acaba ayaklarım birbirine dolanıyorda, benmi farketmiyorum.
Velhasıl bu topuklu ayakkabı olayı ile ailecek savaştılar:( Ayağıma babet takmayan ben, helede Deniz olunca babetsiz yürüyemez oldum. Çünkü Deniz yürümeye başladığından itibaren kendini bir yarış arabası zannediyordu, dolayısı ile benim de iyi bir koşucu.
Bir kaç yıl kadar önce bir ayakkabı gördüm, vuruldum. Pasta yapmaya da yeni başlamışım. Eşim nerede giyeceksin bunları dedi. Ama artık umurumda değil alacağım, onları. Kendisine şöyle cevap verdim.
-Katılacağım televizyon programında. Ben güldüm, o gülmedi. Ama ayakkabıları aldım.
Sonra bir gün kapım çalındı. Karşımdaki hem komşum, hem arkadaşım diğebileceğim bir kişi Hilal. Kendisi Viyana'da mimarlık okumuş. Sakin, içten, güvenilir bir arkadaş. Benim için, daha doğrusu kakaobulutları için bir mutfak önlüğü tasarlamış vede dikmiş. Sevindim, beğendim, denedim hatta eğitim verdiğim bir gün kullandım. Herkese nasip olmuyor bir mimar tarafından tasarlanmış önlüğü giyinmek.

Hilal bu önlüğü bıraktı ve gitti. Artık önlüğüm de hazır davet edileceğim programlara katılabilirim dedim içimden:) Bir iki saat sonra bir telefon. Özel bir kanaldan arıyorlar. Herkesin tanıdığı, şimdi isim vermeyeğim bir bayanın programına konuk olarak çağırıyorlar.
Nasıl şaşkınım, ben kendimle dalga geçerken hatta kahkahalarla, tut gerçek ol. Nemi oldu? Hem o anki iş yoğunluğumdan, hemde kişisel olarak pek tercih etmediğimden katılmadım.
Sonra Hilal'ciğimi arayıp bak uğurlu geldi önlüğüm, televizyon programına bile davet edildim sayesinde dedim.
Topuklu ayakkabılarla bankada çalışılabilir de, mutfakta nasıl bir performans gösterebilirim oda ayrı. Hele ki bazı şeyleri bireysel yapmaktan hoşlanan yada yapabilen birisi olarak.
Zarif, düşünceli, içten ama kararsız komşum Hilal'in naif ve sevimli tasarımlarını yayınladığı bir bloğu var. Bundan bahsedilmesinden pek hoşlanmadığından sizinle paylaşamıyorum maalesef. Kişisel önlüğüm için tekrar teşekkür ediyorum kendisine.
Önlüğümü neden bir oyuncak ayıya giydirdim. Buradaki alakasız ilişki nedir? Dahası sonraki yazıda...




























